Bugün benim doğum günüm. Birşeyler karalama isteği her tarafımı sardı. Bugün 30 una basmıştım. Daha kaç yılın üzerine böyle basarım bilmem. 3 koca 10 yılı devirmişim. 10 yıl az bir zaman değil. ben ondan 3 tane devirmişim. Acaba kaç 10 yıl daha görebilirim. Merak etsem de, bu sorunun cevabını ancak son nefesimde verebilirim ki onu da tevhidi söyleyerek harcamak isterim
Şu paragraftan itibaren sanırım yazı yeni bir boyuta geçti. Ben doğum günümden başlayarak hayat üzerine koca koca laflar etmeye hazırlanırken, son nefes ve tevhiti kaleme alırken kendi kendime hayatın sırrına ermişim gibi geldi.
Hangi müslüman tevhidi söylüyerek son nefesini vermek istemezki. Tevhid öyle bir sırdır ki hadiste hakkıyla söylenmiş bir tevhidin terazinin bir kefesindeyken hiçbir amelin onun ağırlığına denk olmadığı vurgulanmamış mı?
Söylenen söz aynı zamanda bir mesaj değil değil midir? Her müslümanın bu sözü son söz olarak zikretmek isteyişinin ardındaki hikmette hayatın sırrı saklı olmasın. -ki galiba öyle-
Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed (s.a.v.) onun Resuludur.
Bu öyle bir cümledir ki bir tarafta secde edilecek tek ilahın adını vermekte bizi tek olana davet etmekte, hakiki özgürlüğü işaret etmekte, hemen yanında da kainatın yüzü suyu hürmetine yaratılan en değerli varlığın secde edilecek tek İlahın Resulu yani elçisi yani habercisi olduğu belirtilmekte. bu öyle bir cümleki hakkıyla zikredildiğinde kulun imanını garantileyen cennete bilet hükmünde. Bu öyle bir cümle ki imanın bütününü içine alabilmekte.
Yeniden başa döneyim 30’una ayak bastığım şu günlerde kendimi sorguluyorum. Bi 30 daha görecek miyim? Hadi gördüm diyelim son sözümde bende hayatın sırrını dilimden aleme mesaj olarak iletip imanımla birlikte huzuru ilahiye çıkabilecek miyim? Bunun için hayatın sırrını bilmenin yanında onu özümseyip öyle yaşamak gerekmez mi?




Yorum bırakın