kardanadamHerkes tarafından muhafazakar bir karakter olarak bilinirim. Özellikle dini hassasiyetlerim bir hayli yüksektir. Bunun nedeni Allah’a karşı bir gün yaptıklarımızın hesabını vereceğiz gerçeğini aklımdan hiç çıkarmamam. Bu gerçeği insan hayattayken hele hele dünya bütün cazibesiyle kendini bize kabul ettirmeye çalışırken hatırlamak gerçekten çok zor. Çünkü insan imtihanın bir sırrı olarak hep dünyayı arzulayan bir nefis taşır. Ama bir hakikat vardır oda hiç bir canlı ne kadar uzun yaşarsa yaşasın burada ebedi kalamayacaktır. Ama insan bu gerçeği bilse de sonrasıyla ilgili verilen haberleri kendine bir türlü kabul ettiremez. Ömrünü tamamlayıp aramızdan ayrılanları görür de, aramızdan ayrılanlara sonrasında ne olduklarını görmediğinden -ki insanın işine genelde gördüğüne inanmak gelir- dün ne yaptığını yarın kendisine ne olacağını düşünmek yerine bugünü nasıl geçirdiğine bakar. Yarınını planlarken dahi aslında bugününü sorumsuzca yaşayabilmenin hayalini kurar insan. O yüzden inansa bile her zaman inandığı gibi yaşayamaz. İnandığın gibi yaşayabilmek için ciddi bir irade gerekir.

Buraya kadar güç bela bir giriş yapmaya çalıştım. Şimdi gelelim asıl meramıma. Yeni yıla gireli henüz bir hafta bile olmadı. Malumunuz her yeni yıl sonrası bir gün önceki aşırıya kaçan kontrosüz eğlencelerin sonrasındaki fecaat görüntülerini izleriz. Ve bir yerlerde sızmış yakayı paçayı dağatmış gençleri izlerken içimizden de değdimi diye sorarız. hatta bir dostum  “1 ocakta da işe gitmem icab etmişti. Sabah evden çıktığımda karşı apartmandan, üstü başı dağalmış ve her tarafı çikolataya bulanmış perişan, ağlamaklı halde bir genç kızın çıktığını gördüm” dedi. Apartmandan çıkışını ibretle izledim dedi.

Evet yapılan her eylemin bir neticesi ve sonrası vardır. Birde yaptığımız eylemin üzerimizde ne kadar durduğu. Şöyleki hadise yeni yıl olunca muhafazakar kesimin sinirleri hemen uyarılarak haliyle bu kutlamaların bizim dinimize uymadığını, kutlayanların hristiyanlara benzeyeceğini, bununda hesabının öte tarafta çetin olacağı üzerine tepkiler verilir ki evet sonuna kadar da haklıdırlar. Lakin Müslümanın Müslümanı bu şekilde korkutarak uyarması ve bu uyarıların ne kadar dikkate alındığı benim asıl kafamı kurcalayan. Özellikle sosyal medyada paylaşılan ayet ve hadislerle bezeli resimli mesajlar -ki mesajlar doğrudur- ama muhatabın üzerinde ne kadar caydırıcılığı vardır işte burası tartışılır.

İnsanlara yaptıkları kerih şeylerin neticesiyle korkutmak mı daha caydırıcıdır yoksa sırf Rableri için bu eylemi yapmaktan vazgeçtiklerinde Rablerini hoşnut ettikleri için nimetlerin daha güzelini cennette bulacaklarını anlatmak mı daha caydırıcıdr? Sorum bu yoruma açığım

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Ben Murat

Bu sayfayı ne zaman açtığımı dahi unuttum. Ama kendime kendimi hatırlatmak için yeniden buraya geldim.

,

Let’s connect