Eli kalem tutanın eline kalem almaktan, fikirlerini kağıda dökmekten çekindiği bir dönemden geçiyoruz. Hala düşünebilenler fikirlerin bir yerlerde iz bırakmasından, birilerini rahatsız edip, tenkidlerinin birilerinin kulağına gitme ihtimalinden basbaya korktuğu bir döneme girdik. Bugün bu ülkede sırf doğru olduğuna inandığı şeyi dile getirdiği için gece yarısı kapınız kırılabilir. Çocuğunuzun elindeki tablete varıncaya kadar herşeyinize el konulabilir. En vahim olanıda bu yüzden siz derdest edilip götürülürken kapı komşunuz bile “ne oluyoruz yahu muz cumhuriyetinde mi yaşıyoruz”
diye ses çıkarmaz. Çıkaramaz demiyorum. Ses çıkarmaz.
Ben öyle çok okuyan çok entel dantel biri değilim. Amerikada Mc Carty dönemi dedikleri bir dönem varmış. Herkes birbirinden acaba koministleremi çalışıyor diye şüphe eder olmuş. Öyle bir dönemden geçiyoruz. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyenin hain ve ajan ilan edildiği bir dönem.
Bu ülke çok baskıcı dönemler gördü, çok vaatler dinledi; ama söylenenin aksiyle amel ettiği halde söylediğine inandırabilen bu kadar mahir bir iktidar görmedi.
Gündelik hayatın içinde eriyen çoğunluğun yada daha kibarcası hayatın içinde uyuşturulmaktan başını kaldırmaya izin verilmeyen çoğunluğun ülkeyi saran korku ve baskı rejimini görmezden gelmeyi tercih etmesi, -veya hadi o çoğunluğu incitmeyelim idrak edememesi diyelim- maalesef bu ülkede tolumsal refleksin ne kadar zayıfladığının göstergesidir. Bana göre bir ülkede baskının artması değil asıl tehlike. Asıl tehlike, bu baskıya tepki vermeyi bilinçli olarak reddeden bir toplumdur. İşte bu yüzden hukuksuzluğa, yolsuzluğa, yalana, kayırmaya, ötekileştirmeye, tehdide, cinayete, tepki vermek isteyen insan, toplumda tepkisinin bir karşılığının olmadığını gördükçe ister istemez bu ülkeye karşı soğuyor. Gelecek adına umudunu tüketiyor.
Hakkı söyleyenin vatan haini ilan edildiği bir toplumun vicdanından sözetmek mümkün değildir. Tehlike terör değildir. Tehlike ekonomik krizde değildir. Tehlike toplumun vicdanını yitirmesi, hissiz düşünmekten aciz hale gelmesidir.
Uyuşturulan bir insan için dünya yıkılsa umurunda olur mu?
Derler ki uçak düşerken açılan oksijen maskesinin amacı beyni uyuşturmakmış. Böylece yolcu sakinleşir panik yapmaz; sakin, sakin ölümü tevekkülle karşılasın isteniyor herhalde! Bilmiyorum herhalde komplo teorisidir. Herhalde ben saçmalıyorum. Allah test ettirmesin!! Ama malumdurki uyuşan beyin dışarıdan gelen uyarılara cevap veremez.
Topluma kızsak da duyarsızlığından şikayet etsek de gerçek bu; toplum uyuşturulmuş durumda. Bunu topluma hakaret olarak algılamayalım. Bidon kafalı demiyorum, Yada göbeğini kaşıyan adam, Yada ne bileyim makarnacı, kömürcü gibi aşağılayıcı ifadelerden beriyim!! Ama uyuşturulduğumuz bir gerçek. Müthiş bir algı dehası var bu işin arkasında.
Asrın projesi! Çılgın Proje! Dev Proje! Avrupanın en büyüğü! derken ağzımıza çalınan bir kaç kaşık balla güzel güzel uyutuluyoruz.
Tıpkı kazana atılan kurbağa misali. Bizde güzel bir havuza davet edildik. Hiçte itiraz etmedik. Önce elimize bir kadeh sıkıştırıldı, Türlü tropik meyvelerle dolu bir sepetten, tatmadığımız lezzetler tattırıldı. Havuzun içinde türlü animasyon ekipleri bizleri eğlendirdi, kimimize acemden cinsi latifler getirildi çok tasvire gerek yok. Bir taraftan sarhoş edilirken toplum, bir taraftan havuzun altı ısıtıldı. Yavaş yavaş ısındığı için yavaş yavaş haşlandığını farkedemedi. Refleksleri zayıfladı sinirleri tepki veremez hale geldi.
Bu temsilde havuz kim meyve ne kokteyl kim animasyon ne diye açıklama beklemeyin sakın.
Bugün benzin çeşmeden aksa dahi sadece 2,5 tl si vergi. Ama kimin umurunda. Elektrik, su, doğalgaz faturaları kabardıkça kabarıyor, tahsil edemediği faturayı tahsil edebildiklerine ödetiyor. Amaan kimin umurunda. Bir taraftan özel bir banka batırılmaya devlet eliyle gayret edilirken sadece bir devlet bankası 3 banka sermayesi değerinde parayı kredilerde batırıyor. Amaaan kimin umurunda. Sağlıkta kaşıkla verilen kepçeyle geri alınıyor. Hafta sonu yada mesai saatleri dışında sakın hasta olmayın, sigortanız bir işe yaramıyor. Amaan kimin umurunda. Asrın projesi diye yıllardır bitirilemeyen projenin altında 450 milyon zarar çıkıyor. Vagonlar çürümeye terk amaaan kimin umurunda. Her tarafa yollar yapılmış ama asfaltlar 3 yılda değiştirilmesi gerekiyor. -Bide bunu utanmadan bakan açıklıyor- O derece kalitesiz malzeme kullanılmış. Amaan kimin umurunda. İmf’ye borç bitirilmiş ya. İyide dış borç 230 milyar $. Amaan kimin umurunda. Avrupada iş arayan Türkiyeye gelebilirmiş. İyide Avrupada işsizlik oranı senin oranından düşük. Sen kendi vatandaşına iş bulamıyorsun. Amaan kimin umurunda. Milli eğitim çökmüş prefabrik binalarda eğitim 60 kişilik sınıflar. Ama Kenyaya tablet Etiyopyaya devlet eliyle okul. Yeterki senin hain ilan ettiğin insanların önü kesilsin. Parası örtülü ödenekten. Kimin umurunda.
Müthiş bir ilüzyon var. 12 yılda ihracat 22 milyardan 150 milyara çıkmış ya. Breh breeh. Sen büyük puntolarla bunu ne kadar işlersen küçük puntoyla yazdığın ithalat rakamına toplum kimin umurunda der. Bütün bu yazdıklarım hamasi şeyler değil. Bu ülkenin gerçekleri. Daha fazlası var bu yazı uzadıkça uzar. Ama maalesef..!!
İşte bu yüzden normal bir ülkede kimsenin sessiz kalmayacağı anormalliklere toplum normalliğini yitirdiği için sessiz kalmayı tercih ediyor. Eline tutuşturulan kadehin elinden alınmasından, oynanan animasyonun bitmesinden korkuyorda havuzun içinde haşlanmaya razı oluyor. Az önceki maalesefin yanına getirdiğim iki nokta bu yüzden. Ve bu yüzden bunları kağıda dökmeğe bile çekiniyor artık eli kalem tutan.




Yorum bırakın