Yıllar önce bir öğretmen dostum vardı. İsmi Erkan Bayer. Bilgisayar öğretmeniydi. Bekarlık yıllarında aynı okulda fizik öğretmeni olan bir arkadaşıyla aynı evi paylaşıyordu. Boş zamanlarımızda onlara misafir olur gecenin geç saatlerine kadar demliğin dibine vururduk.
Bekar evinde toplanan bekarlar… Konu: Şaşmayan klasik Bayanlar!!
Erkan Bey bir gece “Benim bir teorim var” dedi “Bir ortama eğer bir bayan dahil olursa -ister 2 yaşında, ister 70 yaşında farketmez” o ortamda bulunan bütün erkekler o bayana göre şekil alır”
“Nasıl yani”
“Abi bizim şu anda ki muhabbetimiz nasıl?” cevap gelmeyince kendi devam etti “Naber lan, iyidir baba, nabıyon bolum, ifadeler aynen böyle değil mi? Erkek muhabbeti”
“Eee?”
“Şimdi burada bir kız olsa örneğin müdür beyin 2 yaşındaki küçük kızı Ayşe olsa nasıl olur ortam?” biz devam etmesi için yine sessizliğimizi koruduk. Soruyu kendi cevapladı ” ‘Muratcım şunu uzatır mısın Mehmet Beye’ dersin. ‘Uzatsana lan şunu şu göbüşlüye’ diyemezssin o kızın yanında. İşte abi bir kızın bir erkek ortamına yaptığa etkiye biz Hydro Effect diyoruz. Yani ingilizce bilmeyenler için hidro efekti. Suyun hidrolik etkisi misali”
Biz derken sanki sanırsın bir bilimsel heyet varmış da oturmuş günlerce bu psikolojik vakayı incelemiş sonunda bir sonuca ulaşmış. Kendince erkeklerdeki psikolojik bir vakaya koyduğu isimdi “Hydra effect” Ama tespiti tamamen doğruydu. Bir ortama bir bayan yaşı ne olursa olsun girdimi gerçekten o erkek ortamı değişiyordu. Erkan Beyin bunu söylerken öyle bir bakışı vardı ki aradan 12 yıl geçse de hala hatırlarım sanki o gün Atomu yeniden parçalamıştı.
Benim anlatacağım hikayede gerçek bir “hydra effect” etkisi üzerine. Bundan 26 yıl önce tam da bugün hatta ben bu satırları yazdığım saatlerde başladı bu hydra effect.
Çocukluğum eski hikayelerimiz okuyanlar bilir güneş görmeyen bir mahallede geçti.. 80 leri dibine kadar yaşadık orada. Sobalı evde kasetçalarda Barış Mançoda dinledik Ferdi Tayfur da. Dallas ta seyrettik siyah beyaz tüplü televizyonda. leblebi tozuda yedik, dar sokaklarda mahalle maçı da yaptık. bugünlerde 80 lere dair izlediğiniz herşey hatta o ev ortamı bizde de vardı. 2000 sonrası doğanlar boş boş bakarlar o günlere dair olan şeyleri. Özetle 80 lere dair ne varsa geniş bir aile olarak yaşadık. Rahmetli büyükbabam ve babaannem, amcam, yengem, amcaoğlu Yusuf, annem, babam, ben ve abim 80 lerde biz aynı kat üstüne kat atılmış gecekonduda altlı üstlü yaşadık yıllarca güneşe hasret. Yıllarca aynı odada uyuduk babam annem ben ve abim. Annem babam karyolada ben ve abim beraber yer döşeğinde. Tek odada yatıyorduk çünkü soba her yeri ısıtmıyordu. Ne zamana kadar? Taaki işte 9 Ekim 1989 da tamda bu saatlerde bizim Hydro Effect imiz ailemize dahil olana kadar.
Bu etki öyle birşeydiki daha önce bu geniş ailede herkes erkekti. Hayat erkek evlatlara göreydi. Babalar ona göreydi. Annelerin elinden terlik hiç düşmezdi. Evde hergün kırmalar dökmeler kavga dövüşler. İzlenilen filmler dahi ona göreydi. Bruce lee ler, Rambolar, Teksaslar, Tommiksler.
Birgün annem ve babam bizi yanına çağırdı. “Size bir haberim var” dedi. Gözlerinin içi parlıyordu. “Bir kardeşiniz olacak” dedi. Ben bir an öyle kaldığımı hatırlıyorum. Yani nasıl tepki vereceğimi bilememiştim. Sonra nedense içime bir sıcaklık doğmuştu. Bir kardeşimin daha olacak olması hemde bu durumda ağbi oluyor olmam beni keyiflendirmişti sanırım ve mutlu olduğumu hissetmiştim. Sonrasında doğacak kardeşimin kız olacağı haberi bizde ikinci bir şaşkınlığa neden olmuştu. Bir kız kardeş. Nasıl birşeydi ki Kız kardeş. Onla napılırdı ki. Bi kere karate filmleri üzerinde denenmezdi, Sokakta maç yapılmazdı, ağaca tırmanılmazdı, komşunun bağında kirazlara dalınmazdı, misket, gazoz kapağı oynanmazdı, biriktirdiğimiz futbolcu kartları için kavga bile yapılmazdı. Ee biz bu kız kardeşle napcaktık ki?
Doğana kadar da bilemedik bu hidro efectin eve nasıl bir değişim getireceğini. Aslında emareleri yavaş yavaş görülüyordu. Babam annemin işlerine daha fazla yardımcı oluyordu. Annem eline terliği daha az alıyor, hatta daha sık gülümsüyordu. Evde artık daha az hırala gürele dövüş oluyordu. Birgün eve beşik gelmişti. Sanırım beşikte uyuyan son mohikan benim kızkardeşim olacaktı. Çünkü sonrasında beşiği bir daha gören olmamıştı. Evde ona göre hayat şekillenmeye başlamıştı. Annemin karnı yavaş yavaş büyüyordu. Aslında annemin hamileliği o klasik hamile kadınlar gibi olmamıştı. Evet karnı büyümüştü ama o kadar göze batacak kadar olmamıştı. Kız çocuğuna hamilelik bile demek ki bu efektin etkisiyle daha bir nazik oluyordu!!
Doğum yaklaştıkça artık evde hatta çevremizde daha farklı şeyler konuşulur olmuştu. Baş gündem yeni kardeşin isminin ne olacağıydı. Yaseminler Zeynepler Ayşeler Fatmalar hatta Sultanlar havada uçuşuyordu. Ben 8 ine yeni basmıştım. Halamlar halamın büyük kızları hepsi ayrı ayrı önerilerde bulunuyordu. Ama babam bir gün bu tartışmaya son noktayı koydu. Hiçç dedi boşuna tartışmayın. Benim kızımın ismi “Esra” olacak. Esra ne demekti ki. Çevremizde Esra adında bir kızda yoktu. Acaba babamın gençlik aşklarından birinin adı mıydı Esra?!!! Çünkü duyardık babamın gençliğinde her mahallede ayrı bir sevgilisi olduğunu! Eee biraz gençliğinde Ediz Hun’u da andırmışlığı vardı. Şaşırdık tabi ama sonra alıştık yavaş yavaş. Annemin karnında yavaş yavaş büyüyüp gelişen bu canlının adı Esra’ydı. Bizde artık doğmasada bu Hidro Effect evde müthiş bir değişim yapmaya başlamıştı. Evde bir heyecan vardı. Evin yeni daimi üyesi ve getireceği yenilikler merakla bekleniyordu.
Bu arada televizyonda izlenilen en moda dizi Yalan Rüzgarıydı. Yıllarca devam etti bu dizi. Bıktırırcasına ve yıllarca… Ama o dizinin unutulmaz bir karakteri vardı. Eşli Ebıt. İsminin yazılışını tam hatırlamasam da isminin okunuşu buydu. Eşli. Türkiyede tek kanaldan sonra Trt, Trt 2 diye bir kanalı daha yayın hayatına sokmuştu. Yalan Rüzgarı da bu kanalda oynuyordu. Bizde bu yeni kanalın heyecanıyla Dallas’tan sonra Yalan Rüzgarını izliyorduk soluk soluğa. Eşli Ebıt sarışın diye hatırlıyorum -yada saçına sarı renk attırmış- olgun sert bir güzeldi. Erkekleri inceden inceye etkileyen bir güzel. Esranın göbek adını da İsmet amcamız -aile dostumuz eniştemin kardeşi- koydu. “Eşli”
Yıllar sonra Esranın düğününde şahitlik koltuğuna da İsmet amca oturacaktı.
Eylül ayının sonlarına doğru evde yeni misafiri bekleme telaşesi başladı. Çünkü annemin ara ara sancıları başlamıştı. Bir kaç kez hastaneye de gitmişlerdi. Ama hep elleri boş dönmüştüler yanlış alarm diye. Ben 2. sınıfa başlamıştım. ve sabahçıydım. Sabahçı ve öğlenci kavramını bilenler bilmeyenlere anlatsın bi zahmet. Annem babam o sancıların telaşesiyle hastaneye giderken bizde kendi başımıza okula giderdik. Okulda o kadar yakın değildi. Öyle şimdiki gibi koca eşşek olsanda anne baban bırakmıyordu seni okula. Kendi kendimize dağlar bayırlar aşardıkta acaba başımıza birşey gelir mi diye endişemiz olmazdı.
Ama bir sabah sanırım sabah namazından sonra annem yine sancılanmıştı. İyi hatırlıyorum çünkü hălă ben ve abim aynı annemlerle aynı odada kalıyorduk. Babamın “kalk Naziye hadi hastaneye gidelim” dediğini hatırlıyorum. ve yine gittiler. Galiba o zamanlar Sabri amcanın arabasıyla gitmişlerdi. Sabri amcayı uyandırıp rica etmişlerdi. Sabri amca babamın hem yakın arkadaşı hemde aile dostumuzdu. Ve gittiler. Ben sabah nasıl okula gittiğimi hatırlamıyorum. Ama okulda merakla bekliyordum. Acaba yine eli boş mu dönecekler diye. Sanırım 3. tenefüstü. Biz bahçede oynarken abimin okula geldiğini gördüm. Beyazgömlek giymişti. Yanında da halamın oğlu Engin abi vardı. Benim yanıma geldi. Gülüyordu. “Murat bi kardeşimiz oldu” dedi. “Ama kimseye söyleme” Neden ki? BEn sevinçten havaya uçtuğumu hatırlıyorum. O kadar sevinmiştim ki içim içime sığmıyordu. Oldum olası bebekleri çok seviyordum. Komşuların zaman zaman bebekleri oluyordu!! Sırf bebeklerini sevmek için komşuların evlerine gittiğimi hatırlarım. Şimdide bizim eve bir bebek gelecekti. Bende ağabey olacaktım. Kendimi engin tecrübelerle dolu bir sensey bir üstat gibi hissediyordum. Karate filmlerindeki gibi ve bu tecrübelerimi bende talebeme aktarıcaktım. Kardeşime! Oysa daha 8 ine yeni basmıştım. 5. derse kadar nasıl zaman geçirmiştim inanın içim içime sığmamıştı. Bir an evvel okul bitsinde eve gideyim istiyordum. Bitiş zili çaldığında çantamı kaptığım gibi eve koştuğumu biliyorum. Vardığımda tam bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Çünkü daha kimse gelmemişti. HAva güneşliydi. Evimiz kalabalıktı. Yengem babaannem halam komşular hepsi bizdeydi. Annem ve gelecek kardeşim için evi hazırlıyorlardı. Ben heyecandan ne yapacağımı bilemez halde bir oraya bir buraya dolandım üstümü çabucak değiştirip sokağa attım kendimi. Hatta ilk ben karşılayayım diye Kaledibi sokağın diğer ucuna gidip beklemeye başladım.
Benim için ne uzun bekleyişti. İnsan kardeşi için o kadar heyecanlanır mı? Bilmiyorum. Ben heyecanlanmıştım. En nihayetinde annemi babamı ve yeni kardeşimi taşıyan arabayı uzaktan gördüm. Bağardım çağardım ama beni görmedikleri için yanımdan geçtiler. Bende koşarak peşlerinden eve geldim.Vardığımda çoktan arabadan inmişler eve geçmişlerdi. Hatırlıyorum hava güneşliydi. Aylardan Ekimdi ama soğuk değildi. Eve vardığımda yine aynı kalabalık vardı. Bu sefer herkesin yüzünde tatlı bir gülümseme ve mutluluk vardı. Ben “nerde kardeşim kardeşimi gösterin bana” fdedim. Halam beni kardeşimin yanına götürdü kucağıma almak istedim ama izin vermedi. Ee nede olsa daha 8 yaşındaydım. Tutamamamdan mı korkmuştu hislerimin sevinç mi gizli kıskançlık mı olduğunu kestirememişti bilemiyorum. Ama elime vermemesine çok bozulmuştum. Ama kardeşimin yüzünü hatırlıyorum ilk doğduğunda esmer kara bişey gibi gelmişti gözlerinin altında kınamsı bir kızarıklık vardı. Ama kara gözleriyle sakin sakin yüzüme baktığı hiç unutmadım. İşte o küçük şey evimizde sonsuz bir değişimin başlangıcı oldu. Önce abim ve ben diğer odada yatmaya başladık. Artık bize ait bir oda oldu. Evde bağırış çağırış azaldı. Konuşma biçimimiz değişti. Ama çok değil 🙂 Mümkün mertebe. Bu benim tespitim değil ama Eşli doğana kadar çok anneciymişim ben annemden çözülmüşüm. O büyüdükçe babam daha fazla eve çikolata şeker bilimum şeyler almaya başladı. Eşlinin yüzü kısa zamanda beyazladı hatta süt beyazı bişey oldu. Ve bu bebek daha önce gördüklerimden çok farklıydı. Ağlayıp ortalığı dayanılmaz inletenlerden hiç olmadı. Yüzünden gülümsemede. Herhalde annemin en rahat yetiştirdiği bebek bu olmalıydı. Nasıl desem ensesine vur ağzından lokmayı al cinsinden bişeydi. Dedim ya babam eve daha çok sevdiğimiz şeylerden almaya başlamıştı. Ben ve abim kendi hakkımızı hızlıca yer sonra kendimizi acındırarak Eşliye bakardık. Oda şaşkın şaşkın bize bakar elindeki muz, çikolata artık her neyse bize uzatırdı. Biz de hiç çekinmez onun hakkınıda yerdik. O hiç ses etmezdi elinden alınan şeye. Öyle bir çocuktu. Ve biz hiç kıskanmadık kardeşimizi. Kardeş kıskanılırdı öyle öğrenmiştik öyle duymuştuk ama aramızdaki yaş farkındanmıydı bilemem. Ben hep senseydim oda sadık talebe. Karşımdaki kızda olsa ben neysem oda oydu.
İşte böyle Erkan Bayar’ın teorisi doğruydu gerçekti. Bir ortamda bir kız varsa o ortamdaki erkekler ona göre kendini değiştir o ortam o kıza göre şekil alır. Bu teorinin adı Hydra Effect teorisidir, Denenmiş kanıtlanmıştır.
İyiki doğdun Eşli Ebıt




Yorum bırakın