Bunalıma ilk adım

Şşş! Dinleyin onu, bakın kimdir sessizlik.
Tükenen umutları kepçe kepçe çalan acıdır sessizlik
Günahın ardından suçlunun en masum bekleyişidir
Kara haber gelmeden düşer ocaklara bir kor gibi sessizlik
Ve söndürür yüreklerin ışığını o hain sessizlik
Yardan beyhude haber bekleyenlerin geceleri saklandığı örtüdür
Umut hırsızı, yalnızlık postacısı, ölülerin bekçisidir sessizlik

Zalime karşı haykırışın önünde perdedir sessizlik
Rüzgarın ince ince hışırdattığı kavakdadır sessizlik
Yılların eskittiği yorgun yüzdedir sessizlik
Yalancı huzurun iki yüzlü maskesidir sessizlik
Ölüme yakın, hüzünle dost, yalnızlığa eştir sessizlik.

Sessizlik adlı şiirimle başlamak istedim yazıma. Sözde sessizliği anlattım şiirimde. Fakat elimi kalemime götürürken yalnızlıktan dem vurmaktaydım aslında. Ben içine itildiği, ve fıtratına tamamen ters olan yalnızlığın insanlığın en büyük problemlerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Bir an dahi nefsiyle baş başa kalmaktan Allah’a sığınan Resulullah (s.a.v.) bu sözüyle yalnızlığın tehlikesine de işaret etmiştir aslında. Ve yaşadığımız dönem maalesef insanı yalnızlığa, nefsiyle baş başa kalmaya itmiştir.

Şu an bu satırları yazarken her ne kadar ben, bir otobüs dolusu kalabalığın içinde olsam da kendimi yine de yalnız hissetmekteyim. Bunun sebebi belki de günümüzdeki insanlar arasındaki iletişimin gittikçe kopma noktasına gelmesi.

Günde kaç yeni insanla tanışıyorsunuz diye sorsam acaba kaçımız sıfırın dışında bir rakam verebilir. Elbette bu soruma başında telefon kulaklığı herhangi bir şirketin operatörlüğünü yapanları yada danışmada banko arkasında çalışanları muhatap etmiyorum. Fakat onlar dahi işlerinin dışında yeni insanlarla iletişim kurmaya yanaşmamakta.

Sorumu sürekli seyahat edenlere sorsam acaba kaç kişi bindiği otobüste veya uçakta, veya gemide, şeklin önemi yok; yolculukta yanına oturduğu insana selam vermiştir veya yolculuk boyunca onunla muhabbet etmiştir.

Örneğin ben bir otobüs dolusu kalabalık derken aslında bir otobüste olduğumu ve yanımda benimle seyahat eden hiç tanımadığım biri olmasına karşın iletişim kurabilmekteki zayıflığımdan şikayet ediyordum. Kısacası çuvaldızı aslında başta kendime batırıyorum.

Her durumdan şikâyet edipte çözüm üretmeyenlerden haz etmem. Ama bugün bende maalesef gözüme takılanı yazıp çözümünü sizlere bırakacağım.
Ortada bir sorun var evet gittikçe birbirimizden kopuyoruz. Sözde iletişim çağında yaşasakta garip bir ters orantı var. İnsanların üzerinde iletişim çağında iletişimsizlik ve yalnızlaşma sorunu hakim.

Belkide hayatı kolaylaştırarak iyi bir şey yapmadık. İnterneti televizyonu telefonu icad edenler insanlığa karşı büyük bir suç işlediler, kim bilir. Çok mu acımasız oldum. Belki, ama ortaya koyduğum iletişim özürlülüğümün nedenini araştırınca karşıma bunlar çıkıyor.

Yüzyüze iletişimden kaçıyoruz. Telefonla konuşuyoruz. Eposta mektuplaşıyoruz. Msnle görüntülü sohbet ediyoruz.
Eeee bunları çok mu abartıyoruzda yanımızda 4 saat beraber seyahat ettiğimiz insanla tek kelime etmiyoruz.

Bilemiyorum. Ben halimden şikayetciyim. Sizlerinde en az benim kadar bu durumdan memnun olmadığınızı tahmin ediyorum.

Yolda giderken düşündüm. Acaba bir muhabbet açsam, yanımdakine en azından bir “Merhaba” desem. İnanın bunu söylemek çok zor geldi. Özgüven eksikliği mi? Hayır. Karşımdaki insanında çoğu zaman bendeki ruh haleti içerisinde olabileceğinden korktum. “ben otobüse bindiğimde yanımdaki insanın gevezelik etmesinden hoşlanmazken ya benim içinde yanımdaki insan “of gevezeye çattık” derse diye düşündüm. Oysa ben geveze olsam o geveze olsa ne olur.

İnsanları tanımak onların anlattıklarını dinlemek ne zamandan beri bize çok yabancı oldu. Ne zamandan beri selam veren insana, “yolculuk nereye hemşerim” diye sorana Marslıymış gibi bakmaya başladık. Neden bütün bir yolculuk boyunca taktığımız kulaklıktaki dijital cızırtıya tahammül ediyoruzda gerçek insan sesinden kaçıyoruz. Sessizliğin yalancı huzuruna mı aldandık?

Bilmiyorum. Ben yabancılaştım insanlar yabancılaştı. Kendi kendimizi yalnızlığa mahkum ettik. Öncelikle kendimden şikayet ediyorum. halimden memnun değilim. Bir taraftan kaçarken bir taraftan kaçtığım şeye arkamı dönüp özlemle bakıyorum.

Belki kaleme aldığım şu yazıyla bende insan ilişkisinde çektiğim sıkıntıyı sizlerle gideriyorum.
Bilemiyorum…
Nb

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Ben Murat

Bu sayfayı ne zaman açtığımı dahi unuttum. Ama kendime kendimi hatırlatmak için yeniden buraya geldim.

,

Let’s connect