image

Etrafımda ihtiyar diyebileceğim kimse kalmadı. O yüzden dünün orta yaşlılarına geldi sıra. Onlarda artık kendilerine sıranın geldiğine anladılar zaten. Kader de başlarına ördüğü bir düzine hastalıkla bunu onlara yavaş yavaş hissettiriyor. Bunu onların yüzlerinde o kadar rahat okuyorum ki. Dalıp gitmeler, eskisinden daha fazla “hey gidi” ile başlayan cümleler kurmalar, duygusallaşmalar ve kabuslarla gecenin bir yarısı uyanmalar.
Asıl konumun mevzusuda bu. Onlar korkularını herkesten saklamaya çalışsalarda, Azrailin artık her an kendi kapılarınıda çalacağının korkusunu içlerinde daha fazla yaşadıklarını görüyorum. Ve bende onlar gibi korkuyorum. Büyükbabamda da görmüştüm aynı korkuyu.

Çok geceler ona refakat ettim. Çok geceler onlarda kaldım. Beraber uyudum ve kabuslarla nasıl uyandığına şahit oldum. O her nefsin yaşadığı tecrübeyi sonunda tattı ve ötelere gitti. Ruhu şad olsun. O ailedeki son ihtiyardı. Bir kırılma noktasıydı. Artık çevremdeki ihtiyarlar başka.
Acı ve soğuk bir şok. Artık ailemin yeni ihtiyarları var. Annem, Babam, Halam Amcam, Dayım, Teyzem.. Herbiri bir düzine hastalıkla boğuşurken ben onlardaki değişimi gördükçe aynı korkuları yaşıyorum. Onlara baktıkça bende ihtiyarlıyorum. Milyonlarca yıldır devam eden bir döngü var. Ve bu döngünün insanların ruh dünyasındaki etki ancak günü vakti gelince hissedilmeye başlıyor. Mesela evlenince, çocuklarını kucağına alınca, kronik bir hastalığa yakalanınca, deden babaannen vefat edince, annenle babanın saçları kırlaşınca ve birkaç teli senin sakalınada kalıcı misafir olunca…

Bugün annemin bir kabusla çığlık çılığa gecemizi bölmesiyle yazıyorum bu satırları. Yüzünde bizden saklamaya çalıştığı o korku çok tanıdık geliyor bana. Yıllar önce büyük babamdada görüyordum o ifadeyi. Ve ben sıranın banada geleceğini o zaman anladım. Bende birgün bu korkularla tanışacaktım. Benimde uykularım kuş uykusuna dönecekti. Ansızın bir gün 2 metre karelik bir çukurda gözlerimi açacağımın korkunç siyah hayali benimde benliğimi saracaktı. Lezzetler benim içinde acılaşacak , dünyada dönen olaylara eskisinden daha az tepki verecek sürekli tevekkül hali ve iç çekişlerle dolu günler yaşayacaktım.

Bana kızmayın iç karartıcı şeyleri yazmaya çokda hevesli değilim. Ama Rabbimin takdiri nedir onuda bilemem belki paylaştığım bu yazının sabahını da göremicem. Tatmadığımız ama muhakkak tadacağımız ölüm ihtiyarlığımızda bizi bulursa bilinki gaflete düşmediyseniz  hepimizin durumu hemen hemen böyle.

Dünyanın ne kadar manasız birşey olduğunu bence yeni ihtiyarların yüzlerine bakarak anlayabilirsiniz. Ve ne kadar bu gerçeği erken kavrarsak asıl ebed yurduna yatırımımızı sağlam yaparız.

Boşuna demememişler ölüm en büyük nasihat diye

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Ben Murat

Bu sayfayı ne zaman açtığımı dahi unuttum. Ama kendime kendimi hatırlatmak için yeniden buraya geldim.

Let’s connect