Gözlerimi dinlendiriyorken bir sinek burnuma doğru pike yapıyor. Havanın nemli ve boğucu sıcağında biraz olsun kestirebilmek için kaçamak yaptığım evimde sineğin vızıldaması canımı sıkıyor. Muhtemelen ben onu kovmadan, yada öldürmeden bana rahat vermicek. Neden mi?
Gün ortasında mesai saatinde eve gelip kestirmek etik mi? elbette değil. Sanki bu sinekte işverenimin benden intikam almak için gönderdiği bir nefer.
Aslında onun derdi öğlen sıcağında terden çamaşırları vücuduna yapışmış kokan birisinin cazibesiyle beslenmek. Nasıl ve ne şekilde benden ne alabilir bilmiyorum. Ama terlemiş yorgun vücudum uykuya dalmak isterken bu adi sineğin tacizleri keyfimi kaçırıyor. Biliyorum onunla bu odayı paylaşamıcam. O varken bende uyuyamıcam. Onu görmezden gelemicem. Çünkü ne kadar yorgun olursam olayım bir sinek takıntılarla sarmal bir hayatın tadını kaçırmaya yetebilir.
Yerimden kalkıp onu pencereden kovmayı düşünürken bir kez daha burnuma doğru pike yapıyor. Ben onu öldürmeden göndermeyi düşünürken bu hareketiyle iyice sinirime dokunuyor ve o sinirle kollarıma gelen güçler bende onu havada yakalıyorum. Evet artık huzur bozucu avucumun içinde. pencereyi açıp salabilirim. Onunda yaşamaya hakkı var biliyorum. İnsanların özel alanlarını ihlal etmesinin kanunda onlara karşı bir yaptırımı yok. O yüzden elbette onu suçlayamam. Ama bu ona karşı olan öfkemi dindirmiyor. Avucumu biraz daha sıkıyorum. Bir panter Emel çıkarda bu yazımdan ötürü beni dava eder mi bilmiyorum. Ama o andan sonra tek yapmam gereken lavaboya gidip kanlı ellerimi sabunla yıkamak ki bende aynısını yapıyorum. Ve artık daha huzurluyum odama dönüyor tek başıma yatağımda uzanıyorum artık uyuyabilirim. gözlerimi tavana dikiyor ve sessizliğin içinde kaybolmaya hazırlanıyorum. Gözlerim ağarlaşıyor gömleğimin bir düğmesini daha çözüyorum. Ve öğlen siestası çin uçuşa geçiyorum. Kimse burada olduğumu bilmiyor.




Yorum bırakın