Masada yapmış olduğum iki kahve var. Biri çamur gibi tadı olduğu halde nedense içerken yaydığı kokusuna bayıldığım, belki de madem taaa oralara kadar gidip para verdim bari içeyim dediğim Kenya kahvesi diğeri de üçü bir arada fındıklı kahve. Kahve bende gündelik zevk bir hastalık. Ama üstüne tumturaklı bir yazı döşemek haddim değil. Beşir Ayvazoğlu gibi bir Edebiyatçının üzerine kitap yazdığı bu tutku için benim de yazı döşemem abes olur. Ama yazarken kendimce neden kahve bağımlısı olur insan onu sorgulamak istedim.

image

Neden gider üşenmez Eminönü’de 100 gram kahve için sıraya girer? -kahve tutkunları nereyi kastettiğimi bilirler- neden birkaç yudumda bittiği, posası ağzı büzüştürdüğü halde dakikalarca bir fincan kahve için ocak başında debelenir? Yada daha lezzetli olsun diye benim gibiler üşenmez evinde kumda kahve fantazisi yapmak için günlerce dükkan dükkan dolaşır aletini buluncada bastırır parasını. Kahvenin içindeki doğal kafein mi insanı bukadar kendine bağımlı kılar? Bu açıklamak için iyi bir sebep midir? Yoksa içerken tadı ne kadar acı olsada seni senden aldığı için mi kahvenin bu kadar nazı çekilir.
Kahve güzeldir zahiri çirkin ama içmesini bilene güzeldir. Kalpteki güzelliği görmesini bilen için zahir güzelliğin önemi yoktur. Kahveyi sevmek insanda saygı uyandırır, o yüzdendir yeni yetmeler kendini bişey oldum göstermek için instagramda, facebookta içtikleri türk kahvesinin fincan resimlerini paylaşır dururlar.  Neden derseniz kahve küçüklere “küçükler kahve içmez, içersen kara olursun” diye belletilir. Her çocuk için kahve içmek büyüdüğünde sahip olmak isteyeceği önemli bir meziyet olarak içinde yer eder. Bilinçaltına biz Türklerin içine böyle daha çocukluktan yerleştirilir. Ergenliğe erince genç, adet olur gibi başlar kahve içmeye. Adet olduğunu yada kamyon devirdiğini gerine gerine instagramda paylaşacak değil ya. Naapsın oda içtiği kahvenin fincanını paylaşır büyüdüğünü, adam olduğunu göstermek için… Durun bir dakika! Burda bu muhabbete son vereyim. Çok abartmış olabilirim.

Hasılı kahve adamlıktır. Ya da dertleri, içilen her yudumla azaltmanın bir yolu, karşılıklı içilen kahve muhabbeti kavileştiren, sevgiyi paylaştıran paylaştıkça çoğaltan adeta bir çöpçatan…

Annemle babamın geçim derdinin zirve yaptığı yıllarda tek zevkiydi sabah namazında içtikleri kahve. Balkon karşısında  seher vakti serinliğinde bir yudum kahveyle karşılanırdı günler. Belki de onların tek başbaşa kalabildikleri o anlar bende bir özenti olmuştu. Belki de bende o yüzden sabah namazında kalkıp kendime kahve yapıp günü onlar gibi karşılamayı bu yüzden seviyorum.

Kahve kara kız. Senin için daha çok karalar, çok atıp tutarım. Sen buna değersin. Dışın kara olsa da için güzel bir kere. Lakin benim gibi sığ denizlerin adamına senin hakkında daha fazla söz söylemek abes olur. Tavsiyemdir Beşir Ayvazoğlunun “Kahveniz Nasıl Olsun” kitabını okuyun. Ama illada Türk kahvesi de değil kahvenin her halini sevin bence.  Oynaşmayı seven için hepsinde ayrı cilve var.

Nusret Baba
7 Ağustos 2015
Sabah Namazı vakti

Şuna bir yanıt: “Kahve Üzerine”

  1. bayanesli Avatar
    bayanesli

    yazına baslamamla dala ilk aklıma besir aycazoglunun kitabi gelmisti ki zaten sen de ilerde belirtmissin.. seninle ayni duygu ve dusunceleri paylasiyorum. kahve icmek ozel bir tutku bemce de.. bunu hos bir dille sundugun icin diline ve eline saglik.. 🙂

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Ben Murat

Bu sayfayı ne zaman açtığımı dahi unuttum. Ama kendime kendimi hatırlatmak için yeniden buraya geldim.

, ,

Let’s connect