Uzun sıcak Yaz günlerinden sonra yağmurlu bir günde yola çıkmak ve yağmurlu havanın katmerlediği trafikte araç sürmek unuttuğumuz tecrübelerdendi ki epey zorladı. İstanbullular yağmurlu havanın ne getirdiğini bilir eve varış süresine minimum yarım saat daha ekler o yağmur. Her neyse konumuz trafik değil. Bir yerden başlamak gerekti bende bu yazının temel fikrini düşünmeye başladığım yağmurlu bir gündeki seyir halimi girizgah yapayım dedim.
Kurban bayramının hemen sonrasında başlayan yağmurlar, ilk birkaç gün yağmura rağmen direnen sıcak hava, kırılarak yerini serinliğe bıraktı. Tabii bizde kısa kollulardan uzun kollulara geçerken biraz direndik. Ama yağmurun ısrarı olmadığında, güneşsiz bulutlu havanın yerine vekalet etmesi artık yazın bittiğini bize kabul ettirdi.
Bunun tek bir anlamı vardı. Sonbahar artık gelmişti. -Yazı burdan sonra başlıyor- Sonbaharın gelmesi ve havaların serinlemesinin olumlu anlamda bize kattığı hiçbirşey yok. Hayata hep realist bakanlar umumiyetle Sonbaharın gelmesine üzülürler. Sonbahar demek üşümek demek, daha sıkı giyinmek demek, soba demek (sobamı kaldı lan) doğalgaz faturalarını 10 la 20 ile çarpmak demek belkide daha fazlası, eve daha geç gelmek, günün daha erken kararması, yorgana daha fazla sarılmak, sahilde dolaşmaya veda etmek, kendini daha fazla avmlere bırakmak, yeşile elveda, hazan vb. Bütün bunları alt alta sıraladın mı kim sever Sonbaharı?

BEN! BEN! BEN!

İlla farklı olacam derdiyle değil. Ben sonbaharı sevmek için neden sıralamıyorum. Ama seviyorum. Mesela artık çalıştığım işe daha fazla odaklanabiliyorum. Çalışırken aklım dışarda değil. Yazın olsaydı düşünün bir defa herkesin aklı tatilde olurdu. Eli işte gözü oynaşta hesabı masa başında sıcakta bunalanların hemen hepsi “ulan bu  sıcakta ne işim var burda. Şimdi Bodrumda kumsalda güneşlenmek vardı” derdi. Şimdi “ulan bu yağmurda sahilde ne ıslanılırdı” diyeniniz var mı? Paşa paşa herkes işinde gücünde. Yakında kestaneler de olacak. Evde kestaneler pişecek; evde olmasa da dışardaki kestaneciden mis gibi iri iri 200 gram kestane alıp yemenin zevkini düşünün. Yada evde patlattığınız mısırla birlikte eşiniz ve siz film – dizi izlemenin mutluluğu… Dışarda yağan yağmurun sesinden kim hoşlanmaz ki. Varsın gök maviliğini bizden esirgesin, varsın dünya grinin elli tonunu gözümüze soksun. Ağaçlar hemen bırakmıyor bizi yaprakları büründüğü tatlı kızıllıklarıyla her dalından kopuşuyla el sallıyor bizlere. Adeta “merak etmeyin hiçbir ayrılık sonsuza kadar sürmez” diyor bize her gidişin bir dönüşü vardır diyor.

image

Sonbahar hazan mevsimi derler ya hani. İnsan hüzünlenir ya göya. Ben üzülmem. Ben elimdeki bir fincan kahveyle oturduğum penceremin kenarından yağmur yağan sokakta ıslanan herşeyi, herkesi seyretmenin keyfini yaşar, yaşadığım keyfi sahte melankolik pozlar vererek fotoğraflar, instagrama atarım!!! Çokta fiyakalı olur. O kadar tatlıdır ki Sonbahar, evden kimse dışarı kaçamaz. Çare yoktur, beraber vakit geçirilecek. Hayat paylaşılacak ve paylaştıkca çoğalacak. Belki çılgın eğlenceler olmayacak ama tatlı ve yaşanılan her anı hissettiren zaman dilimleri, sonbaharın aslında hiçde hüzün mevsimi olmadığını bize gösteriyor.
Size nacizane tavsiyem havalar soğuk diye kendinizi sınırlandırmayın. Sahilde yürüyün yağmura aldırmadan. Parklarda oturun ve yaprakların dansını seyredin. Trafikte sıkıştınız diye üzülmeyin. Yağmurun sesi kulağınıza, ıslaklığı teninize dokunsun. Islanmaktan korkmayın, pencerinizi açın. Rabbim hiçbirşeyi çirkin yaratmamıştır. “Herşey ya bizzat güzeldir yada neticesiyle güzeldir” demiş Üstat. Bence sonbahar hem neticesiyle hem bizzat haliyle güzeldir.

Neyse ben zorlaya zorlaya anca bu kadar övebildim. Üstüne siz ne katarsınız da hoşlaşırsınız bilmem. Daha çocuklar hastalanmaya başlamadı. Hastalandıklarında -Allah göstermesin- o zamanda böyle güzel görüp güzel düşünebilecek miyim bilmiyorum. Yada doğalgaz faturası 15 lira gelirken 400 lira gelmeye başlayınca…

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Ben Murat

Bu sayfayı ne zaman açtığımı dahi unuttum. Ama kendime kendimi hatırlatmak için yeniden buraya geldim.

,

Let’s connect