Bir Bayram Sabahı
Yaş 26, günlerden bayram vakit sabah ve bir bayram ziyareti.
Nerdeyim; bu sefer benim değil babamın anılarının içindeyim. Çocukluklarının geçtiği eve ilk ev sahiplerine bayram ziyaretine gittik ailecek. Bir vefa ziyaretiydi bu aynı zamanda.
Büyükbabam yani iğneci Nurettin ailesini köyden getirdikten sonra az önce elini öptüğüm yaşlılıktan zor yürüyen Makbule adında tonton bir Karadenizli ninenin evine kiracı olmuşlar uzun bir süre.
Bundan 7-8 yıl öncede gelmiştim bu eve yine bir bayram günüydü. O zaman daha dinçti teyzemiz. Şimdiyse dediğim gibi yürüyemiyordu ama ne gariptirki bir çocuğun neşesine sahipti. Ve espri anlayışı, inceden karşısındakini tiye alışı 18lik yeni yetmelere eminim taş çıkaracak türdendi. Anlatılanlara bakılırsa babam bu teyzenin elinde büyümüş neredeyse. Hepsi babamdan büyük çucukları var teyzemin onların babamı bir kardeş gibi sahiplenişinden yine anladığım kadarıyla çocuklukları gerçekten iç içe samimi ve sıcak geçmiş. Ee tabi çocuksu çekişmelerde olmuş. Hatta bunu komik bir dille makbule teyzeden duydum ilk defa. Kendi oğlu benim babamı dövermiş ara sıra. Güldüm ister istemez, nede külhan beyi bişeydi babam her çocukluk yıllarını anlatışında oysa! Öyle büyütmüştü bizi yıllarca. İşte bu teyze deşifre ediyordu şimdi yaşı 50 ye dayanmış babamı [Image]
“Ah ne günlerdi Mehmet, benim oğlan seni bazen döverdi de senin annen Allah rahmet eyleye Naphiye hanım gürcüce sinirli sinirli bişiler söylerdi sırf ben anlamıyayım diye.” Babam utandı ama güldü. 40 dakika kadar oturduk evde. Babam beni tanıtırken Makbule teyzeye “ bu da benim ortanca oğlan” demişti. Teyzem ağzı bi karış açık bakıyordu yüzüme daha öncede görmüştü beni oysa. Ama konduramıyordu Mehmet’e çoluk çocuk sahibi olmayı heleki ben ortancaydım benim de büyüğümün olduğunu hiç düşünemiyordu Makbule teyze.
“ha bu senin oğlan mı şimdi” diyordu ikide bir ve hayretini gizleme gereği duymuyordu. Teyze 90’a babam 50’ ye merdiven dayamıştı ama teyzemin gözünde babam hala o 5 yaşındaki evlerinden çıkmayan akşama televizyon seyretmek için “ akşamada size celeceğum” diye Karadeniz lisanıyla onları taklide çalışan sevimli tombik Mehmet’ ti.
Bütün bir muhabbet boyunca 4 kez teyzem bana bakıp bakıp babama “Ha bu senin oğlan mı şimdi” diye sordu hayretler içinde bir ifadeyle. Yaş 90 dı ama zihin dinçti elbette biliyordu Makbule teyze ben Mehmet’in oğluydum ama Mehmet Makbule teyzenin gözünde hala 5 yaşındaki Mehmetti. Ve ben teyzemin babamla konusurken onunla dalga geçmek için tekrar ettiği “ Akşamada size geleceğum” sözlerine pek bir güldüm. Bedenler yaşlı olabilirdi ama muhabbet en az 45 yıl gerideydi ben o halde bile bir filmin 45 yıl öncesine tanık oluyor gibi hissediyordum kendimi.
50 yıl önce başlayan bir dostluğun bugün yapılan vefa ziyaretiyle pekiştirilmesine tanık oldum. Ve babamla bulunduğum bu evde bana ait olmayan ama bir o kadar sıcak bir atmosferin içindeydim. Babam büyükbabam amcam ve ben gelmiştik makbule teyze ve çocuklarını ziyarete. Ellerinden öptük.
Büyükbabam ailesini getirdikten sonra izmitte onlara ilk kucak açan aileye gelmiştik. onları unutmadığımızı göstermek minnet borcunu ödemek ve anılarda gezinmek için. Kısa bir süre de olsa ben babamın yüzünde masum bir çocuğun ruhunu gördüm o gün ve aynı zamanda vefanın getirdiği sıcaklığı gördüm hatırlanılmanın, unutulmadığını görmenin memnuniyetine de şahit oldum Makbule teyzede. Babama sarılırkenki halinden anladımki onun için babam diğer evlatlarından farklı değildi hiçbir zaman. Babamdaki Makbule teyzesini görmenin sevinci de bunun kanıtıydı zaten.
Çok hoş çok sıcak bir bayram sabahıydı anlıyacağınız. Son günlerde yaşadığım hüzün dolu günlerin üzerine bu sıcak bol tebessümlü atmosfer inceden bir perde olmuştu adeta.
Bu sefer ben değil babamlar diyordu “bizde küçüktük” diye.




Yorum bırakın